Sinema tarihinde adını altın harflerle yazdıran Türk filmlerinden en iyilerinden bazılarını sizin için derledik izlemişseniz dahi ikinci kez izlemenizi tafsiye ederiz.

1. Babam ve Oğlum

Babam ve Oğlum

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (ki o dönemde birçok erkek çocuğa verilen ismi oymuş) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini. Evin yanaşmaları, küs teyze, traktör kullanan ve telsizle konuşan müthiş bir babaanne, bileğinden boğazına kadar bilezikle dolaşan gelin Hanife ve saf bir amca…

2. Kış Uykusu

Kış Uykusu

Artık emekliye ayrılmış ve emeklilik günlerini geçirmek üzere Orta Anadolu'nun küçük bir şehrine taşınan ve burada bir otelde çalışmaya başlamış eski bir oyuncu olan Aydın'ın (Haluk Bilginer), eşi (Melisa Sözen) ve kardeşi (Demet Akbağ) ile sorunlu ilişkisini anlatan filmin çekimlerinin önemli bir kısmı Kapadokya bölgesinde yapıldı.Türk sinemasının yurtdışında en prestijli ödülleri kazanmış yönetmeni Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filminden sonra hayata geçirdiği son yapım olan Kış Uykusu'nda Demet Akbağ, Haluk Bilginer, Melisa Sözen ve Nejat İşler gibi isimler yer alıyor. Filmde Ceylan, tıpkı bir önceki filminde olduğu gibi yine Orta Anadolu'yu kendine mekan olarak seçti.Film, 2014 Cannes Film Festivali'nde büyük ödül Altın Palmiye'yi kazanarak 1982 yapımı Yol'un ardından bu ödülü kazanan 2. Türkiye yapımı film oldu. Film ayrıca Oscar ödüllerine Türkiye'nin adayı olarak katıldı.

3. Bu İçeriğin Sponsoru;

Bu İçeriğin Sponsoru;

4. Takva

Takva

Gösterime girdikten sonra gerek ülkemizde gerekse yurt dışında ödüller alan filmde, mütedeyyin hayat tarzının karmaşası, dinsellik propagandası ya da karalama yapmadan, gerçekçi bir pencereden ele alınmış. Kendi halinde, oldukça mütevazı bir yaşam süren Muharrem, dini inançları çok kuvvetli bir insandır. Öyle ki, gece gündüz sürekli ibadet etmekte, cinsellikten uzak, içine dönük bir hayat yaşamaktadır. Bütün bu özellikleri, çevresindeki insanlar tarafından büyük bir güvenilirlik kazanmasına neden olur. Bu durum, varlıklı bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker ve Muharrem’in güvenilirliğini, tarikatın sayısız mülkünün kiralarının toplanması için kullanmaya karar verir. Birdenbire bambaşka bir dünyanın içine giriveren Muharrem için sahip olduğu değerler yavaş yavaş sarsılmaya başlar. Modern dünyanın içinde bulunduğu karmaşa, onun yıllardır alışık olmadığı kadar yıpratıcıdır. Ama işin kötüsü artık o da, bu dünyanın getirilerinden kendini uzak tutamaz.

5. Tabutta Rövaşata

Tabutta Rövaşata

Tabutta Rövaşata, Rumelihisarı civarında yaşayan evsiz Mahsun'un gerçek ve ibret verici hikayesini anlatıyor. Mahsun, soğuk gecelerde ısınmak için araba çalıp sabaha kadar gezdikten sonra çaldığı arabaları yıkayıp temizleyerek eski yerlerine bırakmaktadır. Bu tür riskli bir ısınma metodunun faturasını sürekli oarak karakola alınıp dayak yiyerek ödemektedir. Eroinman bir kıza duyduğu platonik aşk onun giderek karanlık bir hal alan yaşamını çok kötü yönde etkileyecektir. Montpellier, Torino ve San Fransisco başta olmak üzere bir çok festivalde ödül alan film, çok küçük bir bütçeyle ve kısa zamanda çekilmiş olmasına rağmen büyük bir beğeni toplamayı başarmıştı. Tuncel Kurtiz ve Ahmet Uğurlu'nun üstün performanslarıyla göz doldurduğu film, yurtdışındaki festivallerde en çok ödül olan Türk filmi olma özelliğini taşıyor.

6. Kader

Kader

Bekir Uğura aşıktır. Uğur Zagoru sevmektedir,Zagor ise suç işlemeyi. Zagor hapisten çıkar. Boğucu bir yaz gecesi aksilikler birbirini takip edince mahallede cinayet işlenir. Aynı gece Uğur da kaybolur. Bu cinayet, o güne kadar genç ve zengin Cevatın koruması altında yaşayan Uğurun genç ve güzel annesi, felçli babası ve küçük erkek kardeşi için zor ve karanlık günlerin habercisi olsa da, Uğura delicesine aşık olan Bekirin kurtuluş umudu olur. Ailesinin bulduğu bir kızla evlenip, yeni bir yaşama başlar. Ama aylar sonra, Zagorun İzmir'de iki polisi öldürüp yakalanması ve Uğurun İstanbul'a dönmesiyle yeni bir umut belirince, bu acımasız aşkın peşinde yıllar yılı sürecek amansız bir takip başlar. Bekir, taşra pavyonlarında, üçüncü sınıf otel odalarında, esrar alemlerinde Uğurun izini sürer.

7. Gözetleme Kulesi

Gözetleme Kulesi

filmde yangın ve gözetleme kulesi bekçiliği yapan Nihatla hostes olarak çalışan Seher'in hikayesi anlatılıyor

8. Sen aydınlatırsın geceyi.

Sen aydınlatırsın geceyi.

Cemal, Manisa’nın Akhisar kasabasında babasıyla yaşayan ve kendi berber dükkanlarında çalışan bir adamdır. Kendi halinde gibi görünen Cemal’in içine bir sıkıntı çöker, kendisi bile ne olduğunu bilemez. Öte yandan hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı bu kasabada, gayet sıradan gibi görünen insanların olağanüstü güçleri vardır. Kimi zamanı durdurur, kimi duvarların ardını görür, kimi ölümsüz. Ama hiçbiri de süper kahraman değildir. Herkes her şeyi bilir ve normal hayatına devam eder. Film fantastik ve absürd dram türleri arasında gidip gelen bir yapıya sahip, ama yönetmen Onur Ünlü absürd kelimesini pek sevmez. Filmiyle ilgili olarak “Endişe üzerine kurulu olsun, biraz da melankolik bir film olsun istedim. Melankoli üzerine bir film değil, melankolik bir film yapmak istedim. Belli açılardan başardığımı düşünüyorum. İnsanın endişeden yaratıldığına inanıyorum, evet. Dünyada olmamız kendi başına bir endişe sebebi. İnançlı olsan da inançsız olsan da öyle. İster Allah’a inan, istersen çay bardağına. İnan ya da inanma. Kim olursan ol, sürekli bir endişe tarafından kemiriliyorsun. Bu temel durumumuz ve bunu hiçbir zaman aşamayacağız. O açıdan baktığımızda daha da üzerine gidilebilir, film daha sert bir şey olabilirdi. Fakat daha tatlı bir seviyede gitsin istedim.” diyor.

9. Nar

Nar

Hepimiz nar taneleri gibiyiz. Bizi bir arada tutan kabuk; birbirimize duyduğumuz inançtır. Peki ya o kabuk çatlar ve adalet duygumuz kaybolursa. Ya her insan kendi adaletini aramaya başlarsa... Çatlayan bir nar gibi taneler her yere yayılmaz mı?

10. Bir zamanlar Anadolu'da

Bir zamanlar Anadolu'da

Kasabalarda hayat, bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. Her tepenin ardında "yeni ve farklı bir şey" çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar...

11. Jin

Jin

enüz 17 yaşlarında bir genç olan Jin, bilinmeyen bir nedenle üyesi olduğu örgütten kaçıp, uzaklaşır. Hem silahlı örgüt mensuplarından hem de güvenlik kuvvetlerinden gizlenerek hayatta kalmaya çalışır.Şimdi benliği hayalkırıklıklarıyla örülüdür. Kendisini sığındığı ormana ve doğaya adar. Dağlarda, tepelerde yalnız başına günler ve geceler geçirir.Patlayan bombalar, çatışmalar, tedirgin geçen günlerin ardından, sivil kıyafetler bulup kente inse de, hayat onun için insanlar arasında hiç kolay olmayacaktır.

Facebook Yorumları