Küllerinden Doğmak
Geliştirilebilir "Resilience"

KÜLLERİNDEN DOĞMAK

"TRANSCENDENCE through RESILIENCE"

Resilience ,  Latince "resilire , resilia" kelimelerinden kaynaklanmış.

1858 lerde mekanikte kullanılmış, 1950 li yıllarda psikolojide popüler hale gelmiş, ekonomi, hukuk, mühendislik alanlarında kullanılmaya devam etmiştir.

İnsanların hayatta yere düşüp eskisinden daha güçlü geri gelmelerini sağlayan bir nitelik olan resilience , başarısızlığın kendilerini yenmesine izin vermek yerine, küllerinden doğmanın bir yolunu bulan insanların , ulusların hikayelerinde yaşam bulmuştur.

Türkçeye ; esneklik, ilk haline dönmek , geri gelmek olarak çevrilen  bu terim için henüz anlamı tam olarak kavrayan bir  karşılık yok. O nedenle kelimeyi İngilizce kullanıyor olacağım.


Resilience Dinamikleri  

“Resilient” insanlar zorluğun kendilerini tanımlamasına izin vermezler. Çoğu zaman, kendilerinin ötesinde bir niyete amaca doğru hareket ederek, acı ve yasın geçiciliğinin bilincinde, geçici olanı sonsuz olana bağlayabilirler.

Fırtınadaki  bambu gibi olmak; kırılmak yerine bükülmek, esnemek. Kırılma anlarında, içinde sonsuza kadar kırılmayacak bir parça taşıdığının farkındalığında...


KişiselleştirME / GenelleştirME/ FelaketleştirME

Öğrenilebilir bir nitelik olarak resilience  ı kendimizde nasıl geliştirebiliriz? 


1. Sınırlarını bilmek

Özünde, çekirdeğinde olduğun şey ve geçici acı farklı şeylerdir. Stres /travma, hayat  hikayemizin bir kısmında yer alabilir, ancak kalıcı ve sonsuz olan ı ele geçiremeyeceğini fark etmek önemlidir.

2.  Kendi farkındalığını beslemek

Mutlu cehalet , bizi kötü bir günden/ andan kurtarabilir, ancak bir uzun vade stratejisi olarak akıllıca değildir. Kendinin farkında olmak fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarımızla iletişimde olmak, neye ihtiyacımız olduğunu / neye olmadığını , ne zaman yardım istememiz gerektiğini bilmeyi olanaklı kılar. Kendinin farkında olanlar vücutlarındaki, ruh hallerindeki  ufak değişimleri duymayı bilirler.

Duygusal esneklik yada kendilik farkındalığı içermeyen gururlu bir inatçılık , insanı duygusal olarak donuklaştırabilir. Batmamak için sürekli güçlü olmaya çalışmak , yapıyı sertleştirip , ortamdaki değişimlere aslında dayanıksız hale getirir -ki sert olan kolay kırılır.

3. Kabulü uygulamak

Resilience, zorluk yada üzüntü  yaşamamak anlamına gelmez. Duygusal acı ve keder , aslında resilience sürecinin bir parçasıdır.

Acı içinde olduğumuzda, acının uzaklaşmasını, kaybolmasını isteriz. Dışında olduğumuzda, acı çekenlerin acısını almak isteriz. An ne kadar zor olsa da hakikatin acısıyla karşılaşmak inkardan, bastırmaktan yada görmezlikten gelmekten iyidir. Kabul ile kastedilen, pes etmek ve strese teslim olmak değil, duyguları tamamıyla yaşamak için deneyime dayanmak ve nihayetinde geri sıçrayacağına güvenmektir.

4. Sessizlik içinde oturmak

Her birimiz stres ve travmaya farklı karşılık veririz,  kimimiz susar ve içimize çekiliriz. Kimimiz Tv, yeme içme, alışveriş , dedikodu, riskli davranışlar gibi çeldiricilere kaçarız.

İki durumun ortasında “mindfullness” diye bir şey durur- anda, acı yada kederde yargısız ve kaçınmasız durabilmek.

Pratik ister, ancak iyileşme ve resilience yapılandırmanın  saf - kadim yollarındandır.

5. Güçlü duygu ve dürtüleri yönetme becerisi

Hayal kırıklığı, başarısızlık, kayıp, öfke, çaresizlik gibi zorlayıcı duygular misafirimiz olduklarında kendimize nasıl davranıyoruz?  Engellenmelerle ( elde edememe, herhangi bir isteği doyuramama) aranız nasıl ? Duygu ve dürtüleri yönetme becerisi, duyguya kapılmadan, duyguyla özdeşleşmeden, kendine tanıklıktan,  duygunun ifadesi ve varlığımızda devinimi için yeni yollar bulmaya uzanan geniş bir çalışma alanı sunar.

5. Her şeye cevabımız olmayabilir.

Psişe, kendi yapısında stres düzenleyici mekanizmalar taşır. Travmatik olaylarla karşılaşıldığında, zor -anda cevabı olmayan sorulara cevaplar için fazla zorlamak,  cevapların kendi zamanında doğal olarak ortaya çıkmasını engelleyebilir. "An"da her şeye cevabın olmayışının normal olduğunu, ve vücut-akıl-ruh hazır olduğunda cevapların geleceğine güvenmeyi öğrenmek önemlidir.

6. Kişisel bakım alışkanlıkları kazanmak

İhtiyaç duyulduğunda, kendi enerjimizi toplamak için, destekleyici mental ve fiziksel alışkanlıklar edinmek, bataryamız boşaldığında nasıl doldurabileceğimize dair  uzmanlaşmak mümkündür. Ki bu süreç , kendini keşfetme ve tanımayla iç içedir. Kendine dair olumlu bakışı hayatta tutmak ve beslemek adına yapıcı eylem listesi oluşturulabilir.

7. Bağlantılar / İlişkiler Kurmak

“Resilient” insanlar diğer olumlu/destekleyici insanlarla çevrelenmeye eğilim gösterir, sadece eğlence  için yada bir desteğe ihtiyaç olduğunda. Destekleyici insanlar , bize, üzülmek ve duygularımızı işlemek için gereken alanı tanırlar. Dinlemeyi bilirler ve sorunlarımıza kendi tavsiyelerini sunmadan -kendilerini karıştırmadan , yeterince cesaretlendirici olmayı başarabilirler.

8. Olasılıkları değerlendirmek/ Göz önünde Bulundurmak

Kendimizi güncel hikayemizin hangi kısımlarının kalıcı , hangi kısımlarımızın muhtemelen değişeceği ile ilgili sormak konusunda eğitebiliriz.

Diğer değerli soru, bu duruma baktığım şekilden farklı şekilde bakılabilir mi?

Bu sorular  ,güncel durumun güncel yorumumuz tarafından aldığı renge dair gerçekçi bir anlayış geliştirmemize yardım eder.

Hikayelerimizi yorumlayışımız, zamanla değişecektir, değişir.

Bugünün yorumumun değişebileceğini biliyor olmak, şeylerin daha aydınlık görünümüne dair umut ve inancı büyütür.

9. Aklımızdan çıkarmak

Stresin ortasında bunaldığımız anlarda düşüncelerimiz dağınık, anlamsız hale gelebilir. Böyle anlarda ,düşünceleri kafadan çıkarıp kağıda dökmek rahatlama sağlayabilir.  Dr. James Pennebaker “İyileşmek için Yazmak” adlı kitabında şöyle belirtmiştir, " Kendilerini yazarak ifade eden insanlar daha mutlu ve yazmadan önce olduğundan daha az negatif hissettiklerini belirtmektedirler. "

Benzer şekilde, depresif semptomlar, genel kaygı ve dalgınlık şikayetleri , duygusal depremlerle ilgili yazmaya başladıktan sonra haftalar ve aylar içinde azalma eğilimi göstermektedir."

Bazen dikkatimizi dağıtmak iyidir -ki bizi an a getirmek gibi bir katkı sağlar.

Yazmak, cebimizde tutabiliceğimiz bir resilience stratejisidir. Kafamızın dışına çıkmak için kullanabileceğimiz başka yollar da mevcut; sağlıklı/ yapıcı dağıtma yolları arasında, yürüyüş / spor yapmak, yemek yapmak, gönüllü aktivitelere katılmak gibi sayılabilir.

10. Esnek Kalmak

Güçlü duyguları yaşamaya izin vermek ( bastırma, inkar vs den ziyade duyguları işleme ve  ifade yolları bulmak)

Aynı zamanda, bunları yaşamaktan ne zaman kaçınmak gerektiğini öğrenmek ( koruyucu esneklik )

Sorunlarla baş etmek için adım atma ve yeniden enerji almak için geri çekilme gerekliliklerini tanımak

Kendini beslemenin bir yolu olarak destek ve cesaret bataryalarını ilişkilerle doldurmayı öğrenmek

Kendinle ve diğerleriyle dayan-ış-mak


Güçlü Sorular

Ne tür olaylar bende stres yaratıyor?

Bu tarz olaylar beni nasıl etkiledi ?

Duruma (içinde olduğum durum yada geçmiş durumlar ) baktığım şekilden farklı şekilde bakılabilir mi?

Stresli durumlarda hayatımdaki önemli insanları düşünmek yardımcı oldu mu?

Kimler , ne şekilde bana yardımcı oldu?

Zor zamanlarda kendim ve diğerleriyle ilişkilerim hakkında neler öğrendim?

Benzer durumu yaşayan bir insana  yardımcı olmak bana yardımcı oldu mu?

Gelecekle ilgili daha umutlu hissetmeme ne yardımcı oldu, olmakta?

Sahip olduğum değerler neler ? ( Yetenekler, ilişkiler, vizyon, hayal ve hedefler)

Kendime ve hayata katabileceğim değerler neler?

Kendim için hangi gelişim fırsatlarını yaratabilirim?

Zor zamanlar için yapıcı eylem listemde neler yer alıyor ?


Psikolog Alev Arin Topçu

Kaynak: psychologytoday

Facebook Yorumları